Sanat Evim

Kahvenin mutlulukla bir baglantisi olmali..

Etiyopyada 14. Yüzyida kahve meyvesinin keşfedilmesi sonucunda oluşan kahve o günden bu yana artık birçoğumuzun hayatinda vazgeçilmez bir yere sahip.

Karacigere ne kadar yararli olduğundan ,bazi diyabetik durumlara ve hastaliklara nasil da iyi geldiğinden bahsedilebilir aslında ama bizim ilgilendiğimiz kisim bünyemizde yarattigi mutluluk.

Beynimizde salgılanan serotonin hormonu ile kahve arasindaki bag bilimsel olarak da kanitlanmis durumda ve hatta kahvenin sadece kokusunu duymak bile bu hormonu doğrudan etkiliyor.

Peki kahvenin ve dolayli yoldan bu mutluluk veren kimyasallari ve akabinde dostluklari pekiştirdiğini, bizi daha zinde ve enerjik hissettirdiğini söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle…

Hatiri bitmeyten dostluklar kurulurken müthiş aromalariyla bol kopuklu bir kahve kopru oluyor belki de aramızda.Belki de geçmişten günümüze her medeniyette geleneksel tadlarin bulunmasi, kahve kulturu diye bir seyin var olmasi bu yüzdendir.

Kalbimiz buz tuttuğunda sihirli bir el gibi sirtimizi sıvazlayan kahve, kimi zaman da en enerjik halimizdeyken kolumuza girip oradan oraya bizimle her animizda var olan bir dost gibidir bu yüzden.Icilen hep ayni kahve olsa da yerine ve kiminle içtiğine göre tadi değişen; buruk anlarimizda tadi buruk gelen ,sevgi dolu anlarimizda kekremsi tadinin ayri bir zevk verdiği..

Kahve gerçek bir moladir; ruhumuza ,zihnimize verdiğimiz serotonin dolu; berraklaşmak için bir mola..

İste bu nedenle işin bilimsel boyutundan ziyade bir cogumuzun kahve ile kurduğu bag bu yüzdendir.

Ve nihayetinde bizlere de dostlukla bir araya gelip,her yudumunda mutluluğun kaçınılmaz olduğu koca bir fincan kahve söylemek ve tadini çıkarmak düşüyor 🙂

admin